-

  

Menü
Ana Menü
    Ana Sayfa
    Üye Ol
    Sifremi Unuttun
    Saglik
    Bertadan Fikralar
    Bertali Esnaflarimiz
    Berta Haritasi
    Köyümüz Sairleri
    Gurbetteki Bertalilar
    Okulumuz Web Sayfası
    Bertaca Sözlük
    Doğa Harıkası Akpınar
    Dağlarımız Ve Turizm
    Bertalıların Düğünleri
    Tarihi Yerlerimiz
    Yaylalarımız
    Berta Hakkında Bilgiler
    Berta Mutfağı
    Camilerimiz
    Köy Yaşantısı
    Tarım ve Hayvancılık
    Derneklerimiz
    Berta Tarihi
    Ürünlerimiz
    Artvin Tarihi
    Yerel Haberler
    Ana Yurdumuz
    Okulumuz

Moduller
    Resimler
    Hava Durumu
    Ilanlar
    Kadromuz
    Baglantilar
    Mp3
    Oyunlar
    Videolar
    Sohbet Et
    Son Değişiklikler
    Ziyaretçi Defteri
 
Anket
Sizce Muhtarımız Yeterince Çalışıyormu
Çalışıyor (8 %)
Çok Çalışıyor (53 %)
İdare Eder (7 %)
Fikrim Yok (4 %)
Çalışmıyor (26 %)
272 - Katılım
 
siteyasi
Sitemiz 7 Yıl -6 Ay 0 Gün -12 Saattir Hizmete kesintisiz devam etmektedir!
 
İyiki Doğdunuz

» mehmet_turan , 
 
Ünlü Yazar Ülkü Önalın Berta İzlenimleri
  Haberler || Berta Özel Haberler
   Ünlü Yazar Ülkü Önalın Berta İzlenimleri

Şimdi sizlere Artvinin önde gelen yazarlarından Ülkü Önal Han fendinin Berta izlenimlerini aktaracağız. Berta izlenimlerini aktarmadan önce benimde yakından tanıdığım değerli yazarımız Ülkü Önal Han fendi kimdir kısaca tanıyalım.


                     Ülkü Önal

1961Yılında Ardanuç ilçesinin Sakarya köyünde dünyaya geldi. İlk ,Orta,Lise öğreminini Ardanuç ta tamamladı.1980 yılında T:C Kültür Bakanlığıda göreve başladı . Artvin İl Halk Kütübanesi, Çocuk Kütübanesi ve Ardanuç Halk Kütübanesinde çalıştı. 1994 Yılında Anadolu ÜniversitesiAÖF Sosyal Biliminde Önlisans bölümünden mezun oldu. 1995 yılı Rize ili Fındıklı İlçe Halk Kütübanesinde Kütüphane Müdürü olarak görev yaptı. 2000-2006 yılları arasın da Kültür Bakanlığı Merkez Teşkilatın da geçici görevle çalışarak 2006 yılın da emekli oldu. Çeşitli dergilerde ve internet üzerindenn yazıları yayınlandı. Kendisi bir Halk Bilimcisidir. Bilgi ve Deneyimlerini birleştirerek Kitaplar yayınlamıştır
2008 yılında Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülünü almıştır.

Ünal'ın yayımlanmış kitapları şunlardır:
1 - Kartallar Padişahı (Ardanuç Masalları) 200
2
2-
Ardanuç-Ahıska Masalları ve Halk Hikâyeleri, 2004
3-Ardanuç-Ahıska Manileri ve Türküleri, 2005
4-Ardanuç ve Çevresinde Sülâle Adları, 2006
5-Ahıska Masalları ve Hikâyeleri, 2008
6-Ardanuç Masalları ve Hikâyeleri-3,2008
7-Artvin muhacirlik hatıraları-2010.                       

BERTA(ORTAKÖY) İZLENİMLERİM

 

Eskiden 5-6 köyün bağlı olduğu nahiyeymiş. Şimdi Artvin’e bağlı bir köy. Berta, Ardanuç’a çok yakın olmasına rağmen bugüne kadar görmek nasip olmadı. Buranın halk kültürünün çok zengin olduğunu ve bir çok halk şairinin çıktığını biliyordum.Bu zenginlik bu güne kadar derlenmemiştir. Çoruh vadisine yakın ve toprağı az olan bir yer. Sakalar köyünden Hasan Hüseyin Yazıcı ( Dervişan) ve Kasım Okal’ı ( Gülhani) tanırdım. Dervişan, mert kibar bir ozanımız Allah uzun ömürler verir inşallah.

    Artvin’de okuma yazma oranı çok yüksek olmasına rağmen bu köyde düşük Dindar ve köyün dağınık olması da etken olabilir. Son yıllarda okumaya önem vermiş olan köyde çok sayıda önemli makamlara gelen insanlar mevcut. Vadi içinde kaldıkları için kapalı toplum özelliklerini taşıyorlar. Çalışkan saf, temiz insanları var. Ekilebilir arazinin az olmasına rağmen bugün Ardanuç ve Artvin köylü pazarında satış yapan onlar. Berta’nın patatesi, fasulyesi, loru meyve ve sebzesi meşhurdur. Bu köyle ilgili bir deyimde vardır. Berta işi balta işi diye.

         Kız kardeşim Sakalar köyüne evlendi önceki sene gittim. Köy bayıra kurulmuş. Çocukların oyun oynayacakları düz alan yok. Muhtar dozerle b ir alan açtırmış. Orada oynuyormuşlar. Yoldan evin olduğu yere inmek oldukça meşakkatli. Bahçeye indim. Bir türlü

yukarı çıkamıyordum. Ayaklarım kayıyor aşağıya düşüyordum. Evden yola çıkmakta ayrı bir dert. Yaşlı ve hastaları çıkarmayı siz düşünün. Teleferik yapmışlar eşyaları taşıyormuşlar. Zeki enişteme dedim ki :” Buradan bir şey getirme bize. Yememiz haram olur. Yukarı çıkarmak,toplamak çok zor.” Gece yolda yürürken birinin ayağı kaymış düşmüş sabahtan ancak ölüsünü bulmuşlar. Bu bayırları şenlendiren insanlara devlet maaş vermeli diye içimden geçirdim. Köyde okul var göç az. Gönül Koç meyve bahçesinin Kadastro tarafından orman yazılıp elinden alınmasını anlamakta zorlanmakta.

     Anneannemin,Anneannesi Berta’ya Daba köyünden Ardanuç’un Tepedüzü köyüne gelin gelmiş. Babasının evine ziyarete gitmiş ki muhacir olup Osmanlıya gitmişler. (1878) Kapı baca perişan viraneye dönmüş yapılar. Çok üzülüp akli dengesini bozuyor. Daha sonra kendi köyü de 1914 de muhacir oluyor. Yaşlı oldukları için gidemiyorlar. Ruslar tüm köyü yakınca bunlarda yanmış. Muhacirlik dönüşü evde kemiklerini bulmuşlar.  

      Bu yazın Artvin üniversitesinde öğretim görevlisi Sinan Uygur hocam Elif Karakuşla beni Berta eski nahiye merkezine götürdü. Yollarda çalışmalar vardı. Derenin kenarında oturduk çay içtik. Köylüler bize para verdirmedi. Yemek yememiz için ısrar ettiler. İnsanları çok mertti. Kilse kalıntısında define aramak için çok kişi geliyormuş. Bize de kilisenin yerini tarif ettiler hemen.

      Duganalar mezrasına çıktık. Ormanın dibine kurulmuş çok güzel bir yer. Otantik mezra evleri vardı.Beton evler bu güzellikleri bozuyordu. Karşımızda Karçal’ın zirvesi görünüyor. Zirvede Akpınar’ın çıkış yerinin görülmesi çok ilginçti. İmamın villası güzeldi  çok nefis çaylarını içtik.

     Hod köyünde, Ahıska’nın bazı köylerinde Şiledeki 93 muhaciri Artvinliler konuşurken kişi isimlerinin sonuna ay ekliyorlar. Ör.Hasanay gibi.

       Artvin muhacirliğini çalışırken 93 muhaciri Bertalıların Şile de dokuz köy kurduklarını öğrendim. Bugüne kadar hiçbir yazılı kaynağa geçmediği için inanamadım.İsmail Dalkılıçla birlikte Şilede ki bu köyleri gezdim.(2005 yılında) Kıyafetler haricinde Berta’nın devamı. Yemekleri konuşmaları cecimleri,manileri pilekileri aynı. Ardanuç’un Tanzot köyünden biri memleketine selam söyledi gözlerim doldu. O tarihte Kültür Bakanlığında Müsteşar y.olan Tanzot muhaciri Nadir Alpaslan’ın eşi de Berta muhacirlerindendi.

  ŞİEDEKİ 93 BERTA MUHACİRLERİNİN KURDUĞU KÖYLER:

1-Kömürlük-                                 60 hane

2-Kervansaray-(Artvinliler mah.) 25       

3-Bıçkıdere                                   60   

4-Oruçoğlu                                   80   

5-Ulu Pelit                                   60    

6-Kalealtı                                    20    

7-Üvezli                                      60    

8-Erenler                                     30   

9-Darlık                                       20   

Nüfus : Ortalama üç binin üzerinde ( Zeki Arslan-Kömürlük Köyü-Şile)

 

Kaynak : Ardanuç-Ahıska Manileri ve Türküleri-Ülkü Önal-Ankara-2005

 

BERTA BABALARI: Nakşibendi ve Kadiri tarikatına bağlı babalar varmış bu köyde. Babalık en bilgili kişilere verilirmiş. Halktan bir şey almazmışlar. Köyde saygı görürmüşler. Küskünleri barıştırır, fakirleri kollarmışlar. Ateşi ellerine alır kızgın demiri avuçlarmışlar.

(Hüseyin Yazıcı)

1940-1950 yılları arasında Ardanuç Sakarya köyüne gelirlermiş. Babaların adları Camuş, Dursun,Kopo Hüseyin ve Hasan Bodur. Köye ayrı ayrıda geldikleri gibi grup halinde de gelirlermiş. Köyde babaları sevende varmış sevmeyende.Müritleri 10-15 kişiymiş. Başları sarıklı ve sakalıymışlar. Abdülkadir Geylani pirleriymiş. Giderken köylü hediye olarak buğday verip evlerine kadar taşırmışlar. Onlar bir şey istemezmiş. Köylüler sırayla davet edermiş. Ateşi ellemeyi kendileri yapmaz köylülere yaptırırmışlar. Dedem Adem Önal’a

Destur ya Adem demişler. Koru avuçlamış elleri yanmış. Zikir ederken Allah’ın 99 ismini söylermişler. Kafalarını sallayarak tesbih çekermişler. Ayağa kalkıp pervane şeklinde dönerlermiş. Köyde bir hafta kalır dua edermişler. Bu törenlere imam katılmazmış.

( Hasan Önal- Sakarya Köyü-Ardanuç)

Berta Babaları çok mütevazi bir hayat sürermişler. Evlerinde postan başka sergi yokmuş. 

 

Sağlık bakanlığında müfettiş olan dayımın damadı Ali Keskin amcasının oğlu okul Müdürü Mahmut Keskin’i bulmamızı istedi yanımıza  geldi. Köy çok dağınık mahallelerden oluşuyor. Merkezde beton evler var. Otantikliği bozulmuş. Halk şairi Rasim Yılmaz’ın evine

tepeye çıktı. Balkonda mısırlar asılıydı. Balkonunda elektirikle çalışan değirmeni vardı. Düz alan olmadığı için ekin ekemiyorlar mısır tarları vardı. Eskiden sadece ramazan ayında buğda ekmeği yerlermiş. Rasim Yılmaz’ı tanıtıp şiirlerinden örnekler sunacağım.

 

 1935 yılında Ortaköy’ün Silavut Ocakbaşı mahallesinde dünyaya gelmiş. Kavazoğulları sülalesinden. Dedeleri bu köye Ahıska’dan gelmiş. 1950 yıllarda akrabası bir kızı rüyasında görüyor. O kızın annesiyle kendi annesi tavada bişi pişiriyormuş. Kızda orada oturuyormuş.” O bişiden aldı bana getirdi yağ damlıyordu. Birkaç lokma yedim. Ondan sonra o kıza aşık oldum ve ilk şiirimi söyledim.”

 

 

Küçükken düşmüşüm aşkın bağrına

Dolaşıh gidiyor yollarım benim

Hayalimde fidanlarım kurudi

Açılmadan soldu güllarım benim

 

Genç yaşımda bir güzela vuruldum

Ben bu aşkı çeka çeka yoruldum

Yara aldım yüregimdan delindim

İşte böyla oldu hallarım benim

 

 

Çoşuyor Çoşkuni sevda bu serda

Onun için karar kılmaz bir yerda

Dolaşmam beyhude mekanı nerda

Nafile konuşur dillarım benim

 

Mahlasımı aşık Desturi, Coşkuni olarak verdi. Şu şiiri söyledikten sonra.

 

Rasim Yılmaz söylar sözü serindan

Yanmıştur yüregi aşkın narından

Kayb olur oradan ateş zorundan

Ararda bulamam aşık Desturi.

 

Bulamasın benim gibi taşkını

Şimdiden sonra adın olacak Coşkuni

 

Şiirlerimi kalemle yazarım. Efkari, Aşık Kara,Zarafi, Bulani İskender bu köye gelir saz çalar hikaye anlatırlardı.

 

KAÇKAR TEPESİ

 

İşte burasıdır yiğit otağı

Kar yağmur diyarı şehit yatağı

Kızıllarla müminlerin sınır taşları

Tarihi bir yerdir Karçal tepesi

 

Ardahan dağlarını altına alır

Kızıl Moskoflar soluna kalır

Her gelen ziyaretinden ilham alır

Tarihi bir yerdir Kaçkar tepesi

 

Akpınar suyu senden akıyor

Nice insanlar içip el yüz yıkıyor

Her bir renkta çiçeğimiz bitiyor

Tarihi bir yerdir Kaçkar tepesi

 

Erenlerin kurduğu göller sendadur

Sağa sola giden yollar sendadur

Semaya uzanan kollar sendadur

Tarihi bir yerdur Kaçkar Tepesi

 

Rasim Yılmaz bugün dağlar başında

Figan vardur ördeginda kuşunda

Göllarını görmişidim düşümda

Tarihi bir yerdur Kaçkar tepesi

 

AKPINAR

 

Bir derdin mi var dertli akarsın

Durmadan gözyaşı dökan Akpınar

Kimsa bilmaz ne zamandan berisin

Yeşil dağ başında çıkan Akpınar

 

Kaçkar dağlarından akıp gidersin

Karadenizdemi karar edersin

Artvin’i Borçka’yı görmek dilersin

Batumdamidir senin gözün Akpınar

 

Şehitleri uyutursun başında

Bir alamet vardur hakkın işinda

Karlı dağlar görünüyor karçıda

Üç aymidur senin Akpınar

 

Dokuz ay dumanlı kalıyor başın

Ondan mı akıyor durmadan yaşın

Daima feryattadur ördegin kuşun

Ne çok sert oluyor kışın Akpınar

 

Ben da senin gibi gözyaşı döktüm

Genç yaşımda başımı sevdaya soktum

Elimle kalbime bir zehir döktüm

Bu sebepten akar yaşım Akpınar

 

Rasim Yılmaz kıldı ziyaret seni

Derda derman etsin yaradan gani

Dertli dertli seyrederim ben seni

Pek garip akışın vardır senin

 

Nahiyeye Efkari gelmiş saz çalıyordu ona şu şiiri yazdım.

 

Hayli demdur namınızı duymuştum

Hoş geldin bu köye aşık Efkari

Artvin Halk evin da şahsınız görmüştüm

Hoş geldin bu köye Aşık Efkari

 

Tanınmış şairsin sen ilimizde

Koşmaların vardır hep dilimizde

Senin yerin vardur bu gönlümüzda

Hoş geldin bu köya aşık Efkari

 

Gayem sizdan bir hatıra almaktır

Ehli kamillerden bir söz bilmektir

Aşıklara kar aşk oduna yan maktır

Hoş geldin bu köye Aşık Efkari

 

 

*****************************

Doksan üçte saldırdı Kızıl Moskof vatana

Çoruhlu Batumlular çarpıştı kana kana

Altında dede paşa, Batum’da Derviş Paşa

Bu kahramanlar çalarken Moskof’u taştan taşa

 

İşte savaşırken padişah biza göndarmış posta

Barış yapmak istarkan Şahavanostosta

Tazminat karşılığı eldan çıktı bu vatan

Biz yurdu kurmuştuk kahrolsun bizi satan

 

 

Mini mini yavrular yakıldı beşiklarda

Feryat edan anneler kesildi eşiklarda

Bahriyeli askerler boğuldu gemilarda

Doksanlık ihtiyarlarda can verdi camilarda

 

Böylece bu yurt bir işkence olmuştu

Kır üç yıl çekti Türk bu işkence bu zülmü

Can vermek değildi Türk’ün esirlik dönemi

 

 

7 MART

 

Bin dokuz yüz yedi mart günü

Coşmuştu bu millet istikbal diye

Savaştın, Berta dan sesler yükseldi

Vatan düşmanlardan kurtulsun diya

 

Kahraman ırkımın yadigar yurdu

Yeterdi düşmanlar kırk üç yıl durdu

Nihayet Artvinli darbeyi vurdu

Göranlar ibret alsın diya

 

Ezeldan hür olan bu şanlı millet

Elbet çekmezdi düşmandan zillet

Defol kahpe düşman çekilip git

Burası Arslanlar yurdudur diye

 

Balta satırla millet düşmana vurdu

Yalanmı bu hali bir cihan duydu

Cesetler Çoruhla Batum’a indi

Vatan da pis koku yapmasın diye

 

            Rasim Yılmaz Artvin Halk evinde Yusufelili Huzuri den şu dizeleri dinlemiş.

 

Yetmedi mi ya rap çektiğim çile

Hala artırırsın derman yok mudur

Haddin de de geçti yediğim sille

Hazinemde Lütfi ihsan yokmudur

 

 

Ağzımı açtırmaz hicrani gamı

Haşa bu kadar sıkma adamı

Hep bana yükledin gamı elamı

Başka hiç sevdiğin insan yok mudur

 

 

Kabahatım nedir oldum sana aşık

Kutretimden başka varmı bir sayık

Yalnız Huzurimidir cezaya layık

Başkasında hata noksan yokmudur

 

 

80 yaşında olup gayet dinç olan Cemil Keskin dedemiz bize bir destan ve hikayesini söyledi:

 

“1952 yıllarında olan bir meseleyi sizlere anlatacağım. Ablam Bodur Hüseyin’e evliydi. Üç sene sonra delilendi. Bacısıda delilanmış. Ben askerdim. Mektup geldiki Husenay delilanmış.

Ağabeylari ne yapacağını şaşurmiş. Odaya kapatıyor kırıp dağıtıyorlar. İstanbul’a Masal Osman’a götürmeye karar veriyor. Jandarmaya haber veriyorlar. Ellerini ayaklarını bağlıyorlar. O zaman araba yok. Lolikoğlununun cipina atıyorlar.       

Ağabey Bodur Hasan şöyle diyor:

 

Delilandi kardeşimda aman canıma yetti

Eksilmedi derdi aman dayıma arttı

Hemşiremin derdi aman ona birikti

Düşüp arkasına aman artık giderim

 

Anneme bir zaman aman nasihat verdim

Ona yürek dayanır mı aman ben da aman

Ağlayıp durdum ona ……..

Kardeş,baci için ciğerim dağlar

 

Alamaz insanı elin kızları

Bakarsın ağlıyor annemin siyah gözleri

Bağladılar Hüseyinin ayağını elini

Söylamiyan Hüseyin aşti dilini

 

Döndü yolumuz aman İstanbul’a gideriz

Cip ila Hopa’ya aniden indik

 

Hopa da da aynı cipe iki deli daha biniyor. Dört kişi oluyorlar.

 

Giresun vapuru tezdan erişti

Hastaların yanına Hasan ulaştı

Vapura bindikta kalktı yürüdü

Sinop’un burnunu aniden aştı

 

Dönüm yolumuz İstanbul’a gideriz

İstanbul boğazı aman zincir ila bağlı

Ne göründü aman Beyoğlu

 

Bir yandan vapurlar gelur yanaşur

Uçaklar gökyüzünda dolaşur

Trene bindikta aman kalktı yürüdü

Bakırköy’e vardı trenler durdu

 

Döndü yolumuz aman biz hastaneye gideriz

hastaneye çıktım aman ifade verdim

Doktorlar,hakimler huzura durdu

Biri hemşiremdur biri kardeşim diya ifade verdim

 

Hastaları teslim ettim geriye döndüm

Türkiye Cumhuriyetine dualar kıldım

O akşamda ben Üsküdar’a geldim

Dayımın oğullar vardı

 

Biri Ali, biri Temindar yarabbi sen onlara verma zeval

O akşam onların yanında kaldım

Ertesi güni memleketa döndüm

Memleketa döndüm başım selamet

 

Gözlarıma göründi türlü alamet

Bahçalar sararmış solmuş

Kıymetli validem aman yollara bakmış.

 

***************************************

 

 

      SAKALAR

 

Nasıl metheyleyem köyüm ben seni

Çembere sarılmış işin Sakalar

Daha bu işlerin yoktur imkanı

Çok derindur rüyam Sakalar

 

Merani zapt etmiş Bertayla, Daba

Tarlada ekin yok harmanda yaba

Ne bir hısım var nede bir akraba

Kervana yol vermaz başın Sakalar

 

Zenginların yürüdür deryada gemi

Yoksulun derdi çok olur mu demi

Duvarları bozouktur perişan camii

Akıyor gözündan yaşın Sakalar

 

Tarlaya ekarlar fasulye

Dört saatlik yolda kurarlar neker

Hayvanı olmayan sırt ila çeker

Bu senede şiddetli kışın çeker

 

Soyla Asım soyla böyla destanı

Bilmam ki… heran yastamı

Harmanların oldu soğan bostanı

Yoruldu kirpiyin kaşın Sakalar

 

                                                              Asım Yazıcı

 

 

 

Karçal dağlarının eteklerinde göl varmış bir öküz düşmüş. Akpınar denen suyun kaynağından çıkmış. Akpınarın üzerinde ziyaret var. Ufak çocuk mezarı var. Gidip kurban keser niyet tutarlarmış.

Babaların manevi tarafları çok kuvvetliymiş. Hod da Şaban babadan ilham alırlarmış. Kadiri tarikatındanmışlar.

-Hastalıklara cincar,pancar iyi gelirdi.

-Davul zurna tulum düğünlerde çalınır

-93 te köylüler muhacir olarak gitmiş. Halit Paşa Harhan tepede kalmış. Bertadan Meloya, Ardanuçta ki Acıelmada savaşırken şehit düşenler olmuş. Dayımda Çanakkalede şehit.

 

  Halk Kültürü :

-Garigaba günü toprağa kazma vurulmazmış. Abril’in ( NİSAN) 17 sinde herkes yatarmış.

Uğursuzluk getirmiş.

-Pelit ağacının külü eve sürülür. Kül suyuyla banyo edilir. Sinek gelmesin diye.

-Çinçar( ısırgan)ın suyy hastalıklara iyi gelir. Ayak ağrılarınada bitkinin kendisi sürülür.

-Panpara (yemlik) tansiyona, barsak çalışmasına iyi gelir.

-Ğemi bitkisinin özeğini soyup yemek kansere ve amelyattan sonrakilere iyi gelir.

--Çarbedela 20 cm. boyunda yapraklı sütlü bitkidir hastalıklara iyi gelir.

*-Sarı,beyaz çiçek toplanır. Kazanda kaynatılır. Hasta 24 saat o kazanda durur. Romatizmaya iyi gelir.

*- Adagöl yaylasında ve Otinko da ki Çermik hastalıklara iyi gelir.

*-Zehirlenmeye,yoğurt,ayran,lor sürülür.

*-Çocuğu olmayanlar çiçekleri toplayıp kaynatır içine kadın kazanın içine  girer.

*-Ğuto taşı hacdan gelir bazı hastalıklara iyi gelir.

-* Yılanın ağzında taş gezer bıraktığında alınırsa hastalıklara iyi gelir. Çiy sütün içine konululursa yoğurt mayalanır. Ayranı yeşilleştirir.

*- Mayısta yağmur suyuyla yoğurt mayalanır. Huto taşı çiy süte bırakılır. Zeynep Özdemir-Ortaköy-Artvin

*-Abrilin ilk pazartesi ve her pazartesi toprakta çalışılmaz. Salı günü çapa vurulmaz. Abril ayında her Cuma günü Garigabadır dört hafta odun getirilmez yılan gelir. Nisanın 12 sinde toprak hasta olur Garigaba da oynatılmaz. Ortaköy-Gülengün Tabak

*- Nuhun gemisi: Dibdibodanın tepesinde Nuhun gemisi bağlanmış. Zinciri kırılmış gemi gitmiş.Zincirin uzunluğu 2 m.kadardır. Zincir Akpınar tepesinde durur. Elini vuran hacı olur. Gülengün Tabak-Ortaköy

 

Başa takılana kırklık denir 4 tane altın dizilir. Gümüş paralarda dizilir. Gelinin başına renkli Vala atılır. Yünden dokunan şal kumaş giyilir. Kuşak takılır. Bellerine peştamal bağlanır. Gelinler kıyafetlerini birer giyerler. Başlarına fes takarmışlar. Düğünlerde kadınlar evde bar oynar türkü söylerler.

-Gelin kıyafeti zıbın,paça başa uzun Leçek takılır. Fese gazi altınlar mendile dikilip katlayıp başa sıkılır. Kasaba denen parçayla sıkılıp üzerine vala örtülür. Gelinlere has ipekli kumaştan kıyafet giyerler. Bag elde dokunur iki parmak eninde. Sarı kuşak kuyda dokunur yanlarından katlanarak bele sarılır. Poncakları yanlarından dolanır. İki kat alınır.

-Gerdeğe önce damat ambara atılır. Kuran okur abdest alır. Ambara bir avuç buğday serpilir. Gelinin ayakkabsına buğday doldurularak ambarın başına konur. Bereket olsun diye. Gelinin sağ eline kına konur. Üzerine de hamur. Mendille bağlanır.

Sabahtan ayakkabının içindeki buğdayı damat alır gelinle birlikte dua ederek ambara serpilir.

Yenge yataklarını ambardan çıkararak odalarına götürür. Düğünlerde tulum, davul zurna çalınır. Damadın boynuna bağlanan püsküllü eşarba Tırabulus denir.  

-          Balkonda ağaç kaşığını geline dadeler kırdırır.

-          Düğünün ertesi günü gelin puğaca yoğurur. Küçük küçük yapıp pişirir gelenlere yedirir.

-          Gelinin baba evine gitmesie ayakdönümü denir. Oğlan evi bişi pişirip gelinin akrabalarına ve sağdıca dağıtır. Bişiyi alan tabağa ya para ya tabak koyar hediye olarak mendile.

-          Ayakdönümünde damat konuşmaz. Gerdekten damadı sağdıç çıkarır.

 

 

Bu köye Hz.Ali’nin askerleriyle birlikte halkı Müslüman etmete geldiği askerlerinin mezarı olduğunu. Bir tepeyi kestiğini buraya Kesik Tepe dendiğini. Ziyaret denen mezarlar halk gidip kurban kesip rüyaya yatmakta.

-

 

 

ORTA KÖYDE SÜLALE ADLARI :

 

Kalvencigil-Alkın, Arifağagil-Öztürk, Hasanbegillar-Öztürk, KüçükAahmergillar- Keskin

Osmanoğlu-Özkan, Nurogil-Yılmaz, Kavazoğlu_Yılmaz, Yeniçerilar-Yeniçeri, Tabakoğulları-Tabak, Katipoğulları-İnce, Şehgil- Kılıçel Ve Dalkılıçlar

 

YER ADLARI :

--------------------

TANZİLAVUR, ÇEDLİYAN, DİDİGARA, DUGANALAR, ECVANTA, İMAMGİL, KOKAZELER, KOKVAR, MAĞALAVUR, NADLAVUR, NAHİYE, NİKAVUR, ŞENETUR, ZAKEROL, PAPAVUR, SAKUSEL, SİLAVUT, TAVŞANGİL, ANNEVUR, KARAHASANGİL, KOÇOĞLİGİL, PAPAVUR, KETKET, ATANASUR, TAVKEZELAR

Sülaleler ve Yer ismimlerinin Kaynağı: Gülengün Tabak

 

Not: Bertada çok sülale ve yer ismi mevcut biz sadece bize söylenenleri yazmak durumunda kalabildik.


[ Ekleyen  (bertaliiso) | 09.01.2012 09:33:06 | Okunma : 442 ]
            Oy : 5-Puan : 25


 

Son 5 Yorum

Ekleyen: osmantavsanist

MERHABA ÜLKÜ HANIM


Ben Ülkü hanımın yazdıkların da yanlış var diye bir ifade kullanmadım.lütfen doğru okuyun


Bir konuda yüzlece yanlış olabilir ama doğru bir tanedir.Hekese göre ayrı doğru vardır felsefesinin kimlere ait olduğunu burada söylemek doğru olmaz.Bu söylem bir yazar için hiç hoş değil.


 Yıllardır köyümden uzak yaşadığım da doğru değil.Bir yazar mışlı konuşmaz


 İnternet bilgisi bilgisi bilgi değil enformasyondur.


 Şilenin köyleriyle ilgili ilk yazıları yazanlar siz doğmadan yıllar önce öldüler.Siz belki sonuncusunuz.


   Ayrıca bu öfkenizide anlamakt zorluk çekiyorum.Çok  zorlu bir yol olan bu yolda sadece önünüzde gördüğüm birkaç dikeni temizlemeye çalıştım Hepsi o kadar.


İsmet Paşa'nın bir sözü var.(Çok mütevazı olmayın sonra gerçek sanarlar)


Benim sizi tanımamam ne kadar ekxxxlikse sizin beni tanımamanızda en az o kadar ekxxxliktir.


Tabii ki bir ARTVİN sevdalısıysanız.


Bu kounda bütün suçu bana yüklemişsiniz.Eyvallah....


Ne diyeyim Allah yolunu açık etsin.


 


Tarih : 24.01.2012 13:48:09

Ekleyen: osmantavsanist

MERHABA ÜLKÜ KARDEŞ


Ben yazdığm yazıda ÜLKÜ Hanımın yazısında yanlış var diye bir ifade kullanmadım.Ben yanlış algı doğurabilecek ekxxxler dedim.


(Sizin yanlış dediğiniz başkaları içinde doğru olabilir.
Sizde köyünüzden yıllardır uzaktaymışsınız)Yanlış sonsuz sayıda olabilir ama doğru bir tanedir.Ayrıca köyümden uzakta hiç yaşamadım.İstanbulda yaşıyor olmam köyümden uzakta yaşadığm anlamına gelmez.


( O KASETLERİ ÇÖZÜP
YAZIYA DÖKMEK BENİM İKİ GÜNÜMÜ ALDI.Karşılığında ne aldım?)


Yeni gönül dostları kazandınız.Yüzünü görmediğiniz adını bilmediğiniz bir sürü insanın sevgi ve tadirini kazandınız.Bunlar az diyorsanız.Özür dilerim.ben buunları çok şey sanmıştım.


   Eleştirileriniz çoğuna özellikle Kültüür Bakanlığı ve üniversiteler ile ilgili olana yürekten katılıyorum.


Ancak internette bilgi değil enformasyon vardıır.Söyledğiniz gibi yazarlık insanların kendi seçimidirKimse kimsenin öneri yada baskısıyla yazar olmaz.


 Ben bu kutsal ,dolabaçlı,bir o kadar da zorlu yolda önünüzdeki bir taşı yada dikeni kaldırmaya çalıştım.kalbinizi kırdıysam özür dilerim.


 


Tarih : 21.01.2012 12:45:56

Ekleyen: bertaliiso
BERTA SİTESİNDE YORUM YAPAN HOCAMA :
    Bana ilimin ve ona
başkentlik yapmış olan Ahıskayı çalış diye kimse destek  vermedi. Kendi
imkanlarımla bir kaç kültürlü insanın gayretleriyle o kadar kitap
ortaya çıktı. Mesleki alanda da hiç bir beklentim para kaygımda yok.
Kültürümüzün yok olmaması için çaba sarfediyorum. Çünkü bu sahada
çalışan yok. Benimde bu sahada eğitimim de yok.Bu işe gönlümüzü vermiş
bir divaneyiz. Köyünüze gidişte hiç bir amacım yok. Diğer köyler gibi
sıradan bir ziyaret. Pek verimli bir gezide olmadı. O KASETLERİ ÇÖZÜP
YAZIYA DÖKMEK BENİM İKİ GÜNÜMÜ ALDI.Karşılığında ne aldım? Kaç yıldır
üniversite var. Bu kadar öğretrmen var. Kültür müdürlüğü var. Bugüne
kadar köyünüzle ilgili bir makale derleme okumadım.
   Bir günlük
ziyaretle köy hakkında verimli bir şey beklemek yanlış olur. Nerede
yanlış var. Sizin yanlış dediğiniz başkaları içinde doğru olabilir.
Sizde köyünüzden yıllardır uzaktaymışsınız.
 
  Tanıtım ekxxxliğine sıra gelince. e kutuphane olarak bilgisayardan
girin her ilin kütüphanesinde benim bir kitabım olduğunu
göreceksiniz.Milli
kütüphane,Beyazıt,Adnan
Ötükende derleme kütüphaneleridir. Türkiyede basılan her kitap oralara
gider. İlim hakkında hangi kitap basılmış diye merak edip baksaydınız
adıma rastlardınız.Ayrıca googuldan da baksaydınız kitaplarım 25
sayfada da çıkar. Kitaplarım çıktığında yerel basın yazar. İnternette
de var. Karadenizlilerin Serander.net sitesi var orada kitaplarım ve
yazılarım var. İnternetteki Artvin Anxxxlopedisinde kitaplarım var.
TİKA alıp yurt dışı temsilciliklerine göndermiştir.Ahıska dergisi
Türkiye dışınada yayın yaptığı için Amerikada, Kazakistanda bile benim
yazılarımı okuyan var. Kitabım çıktığında ulusal dergilerde
akademisyenler kitap tanıtımlarımı yaparlar.
   Akademisyenlere
Artvin hakkında kitap yazmalarını istedim." Başka illerde önceden maddi
destek veriyorlar. Yazarlarda araştırma yapıp
kita
p
yazıyorlar." dediler. Hazır kaynaklar var ken kimse köylerde derleme yapma zahmetine girmiyor.
   Şiledeki Berta muhacirlerini ilk defa yazıya ben geçirdim. O kitap İsamail de var tanıtımını yapsaydı haberiniz olurdu.
   Köyünüz hakkında iyi bir yazı isterseniz çalışanın emeğinin karşılığını vererek belki elde edersiniz. Selamlar......... YAZAN Ülkü Önal

Tarih : 20.01.2012 11:53:47

Ekleyen: osmantavsanist

     Merhaba  Ülkü kardeş



Öncelikle köyüme gösterdiğiniz ilgi ve alakaya  çok teşekkür ederim.Anladığım kadarıyla aydın
bir kişiliğe sahipsiniz.Bu yüzden eleştirilerimi bir aydın duyarlılığıyla
okuyacağınıza inanıyorum.



        Yazıdan
anladığım kadarıyla kültür alanında önemli çalışmalar yapmışsınız.Bu güne kadar
bu çalışmalarınızın hiç birine ulaşamamış olmam tabii ki benim ekxxxliğim.Belki
de bir tanıtım ekxxxliği.İsmail arkadaşın haberi olmasaydı belki hiçbir zaman
sizin gibi bir aydını tanıma fırsatını  bulamayacaktık.



         Ayrıca yaptığınız
ziyaret ve çalışmanın amacını yazıda göremediğimiz için sağlıklı bir yorum da
yapamıyorum.



           Eğer bu
çalışma bir araştırmaysa ve ileride yayınlamak istiyorsanız lütfen daha
kapsamlı bir araştırma  yapınız,Çünkü
önemli ekxxxler var daha da önemlisi bu ekxxxlikler yanlış algılar
doğurabilecek türden.



          Bizlere Artvin’in
önemli bir değerini   tanıtan İsmail arkadaşa  ve Ülkü arkadaşa teşekkür ediyorum.



            Görüşmek
dileğiyle .


Tarih : 18.01.2012 14:24:06




Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)
 

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Güvenlik : 073613             
Güvenlik : 
Hatırla :   Gizli : 

  
 
Yerel reklam
EnTor Mobilya Ve İnşaat Emlak
EnTor Mobilya Ve İnşaat Emlak
Adres:
Tel: Enver Torun Cep: 05366869391 Cengiz Torun:05372646774 Atilla Torun: 05319508170


MISIRLIOĞULLARI GRUBU
Mısırlıoğulları Grubu Ağır Sanayı Elektrik Enerji Sistemleri Genel Müdür Araştırmacı Yazar Elektrik Muh. Sedat Mısır
Adres: Orta Mah. Tiryaki Hasan Paşa Cad. No:14 Soğanlık- Kartal/İstanbul
Tel: 0216 4529720 Gsm:05327139256


ŞEYHOĞLU
Bursa Bertalılar Dernek Başkanı Ali Kılıçel Şeyhoğlu Şirketi Şantiye Şefi
Adres: Karapınar Mah. Ve Cd. 121 BURSA
Tel: 02243318748-49 05322359551


Kader Çeyiz Perde
EVİNİZ İÇİN Mutfak Perdeleri, Salon Perdeleri, Yatak Oda Perdeleri, Çocuk Oda Perdeleri, Katlama Mekanizmaları, Stor Güneşlikler, Stor Perdeler, Ahşap Rustik Perdeler, Yatak Örtüleri. İŞYERİNİZ İÇİN Karartma Perdeler, PVC-Dikey Perdeler, Jaluzi(Metal) Perdeler, Jaluzi(Ahşam) Perdeler, Ahşap Store Perdeler, Klasik Keten Perdeler.
Adres: Çarşı Mah. Cumhuriyet Cad. Artvin
Tel: 04662123722


ÖZ-GÜN İLETİŞİM
ÖZ-GÜN İLETİŞİM TAMİR VE BAKIM SERVİSİ. DETAYLI BİLGİ İÇİN YAZILAR BÖLÜMÜNDE BERTALI ESNAFLARIMIZ LİNKİNE TIKLAYIN
Adres: Örnek Mah. 35. Cad 68/C Üsküdar – İstanbul
Tel: 02164709990


ÖZBUZ SOĞUTMA SİSTEMLERİ
info@ozbuz.com.tr www.ozbuz.com.tr DETAYLI BİLGİ İÇİN YAZILAR BÖLÜMÜNDE BERTALI ESNAFLARIMIZ LİNKİNE TIKLAYIN
Adres: Çakmak Mah. Mithatpaşa Cad. No:187/A Ümraniye/İstanbul
Tel: 02163354417-3358197



Adres:
Tel:


 
Takvim
« Nis Mayıs
Pz Sl Çs Cm Ct Pa
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
Tarihte 20 Mayıs günü 0 olay var, Detaylar..
 
Resimlerden
Galeriden seçmeler..
Resim Gönder

Papavur
 
İstatistikler
Üyeler
Son üyemiz : Hasan_turan
Bugün : 0
Dün : 0
Onay bekleyen : 1
- Engelliler : 0
- Kayıtlı üye : 1258

Aktif Üyeler
 Aktif üye yok..
Sitede aktif
Üye : 0
Misafir : 10
Toplam : 10
Rekor : 298 kişi 16.12.2010
IP No : 38.107.179.220
Site sayacı
Bugün Tekil : 7
Bugün Çoğul : 7
Bugün Toplam : 14
----------------
Dün Tekil : 154
Dün Çoğul : 162
Dün Toplam : 316
----------------
Genel Tekil : 681934
Genel Çoğul : 825254
Genel Toplam : 1483701
 
2005 © Copyright Bertali.Com
Website motorumuz © 2007 AspSitem Bertali.Com
Bu sayfa: 0,55 saniyede yorumlandı.