TEKNOLOJİ NEREYE GİDİYOR
Tarih boyunca yapılan buluşlar,icatlar insanoğlunun hayatını birçok yönden kolaylaştırmıştır.İlkçağ’dan günümüze gelinceye kadar sayısız icat,buluş,yenilik yapılmış ve her geçen gün de “daha iyisine ulaşma” amacıyla yeni yeni buluşların yapıldığı ortaya çıkmaktadır.Her devlet bu tür çalışmaların yapılması için bilim adamlarını teşvik eder.Fakat her yeni buluş; herkes tarafından bilinmesinde sakınca olduğu için bilmesi gerekenlerin dışında herkes tarafından bilinmez.
Çağları teknolojiye göre sınıflandırırsak bunu şimdilik 19..yüzyıldan öncesi ve sonrası diye ikiye ayırabiliriz .Yani son 200 yılda meydana gelen gelişmeler bir yana ondan önce ki asırlar boyu yapılanlar diğer yana…Buna paralel olarak denilebilir ki
teknoloji son 200 yıldır çok çabuk gelişme göstermiştir.Bilgisayar ilk olarak bir oda büyüklüğünde ve çok az işlem yapabilen bir makineydi.Daha sonra kısa sürede gelişerek hacim olarak küçüldü işlem kapasitesi olarak inanılmaz boyutlara ulaştı.Tabii kullanmasını bilene…Televizyonun ilk hali ile günümüzde ki kıyas bile edilemez.Aynı şekilde telefonun da..Burada çok önemli bir husus var.Bütün teknolojik yenilikler ilk ortaya çıktığında o dönemi yaşayanlar için o zamana kadar görmedikleri,duymadıkları,kısaca hiç bilmedikleri bu yenilik onlar için inanılmaz ve de ulaşılmaz olarak görülüyordu.Bazı “ilk” ler o dönem ki toplumun büyük kesimi tarafından hayal dahi edilemiyordu.Örneğin 1950’lı 1960’lı yılların insanı Ay ile ilgili bir çok şey biliyor ama orada hayat olmadığı için “Ay’a gidilemez” diyorlardı Ancak 1969 yılında bu gerçekleşti.Bir de binlerce yüzlerce yıl önce ki insanları düşünün.Ay’a gitmenin hayalini bile yapamıyorlardı.Demek ki günümüz insanı yani bizlerin de hayalini bile yapamadığımız bir çok yenilik keşfedilmeyi bekliyor.İşte burada merak devreye giriyor.
Nasıl ki geçmiş ile günümüzü teknolojik gelişmeler açısından kıyasladığımızda hayretler içinde kalıyorsak ve “nereden nereye” diyorsak;çok sonraları geçmiş diye bakılacak olan bugünün teknolojisini de gelecekteki nesiller çok yetersiz bulacaklar.
İlk çağlardan günümüze ulaşım teknolojisini incelediğimizde bakıyoruz ki insanlar mesafeleri yakınlaştırmak, gitmek istediği yere daha kısa sürede gitmek için çok hep en iyisini aramışlar.Atlar,faytonlar derken motorun icadı ve otomobiller…Sonra uçaklar,jetler..Kim bilir gelecekte nasıl seyahat edilecek.İnsanlar bir yerden bir yere daha kısa sürede gitmek için neler yapacaklar.Bunun için şimdilik hayalini yaptığımız şey işınlama teknolojisi.Ya hayalini bile henüz yapamadığımız ama hemen yanı başımızda keşfedilmeyi bekleyen bir teknoloji varsa…
Yeni bir şeyin ortaya çıkması için insanlarda üç şey olmalı:birincisi merak duygusu ikincisi hayal gücü,üçüncüsü ise bir şeyin eksikliğini hissetme yetisi…
Bundan asırlar önce insanlara birisi çıkıp : “İleride öyle şeyler icat edilecek ki bir insan aynı anda dünyanın değişik yerlerinde görülebilecek,çok uzaklardaki tanıdıklarıyla sanki yanındaymış gibi konuşacak, üç dört ayda gidilen yerlere birkaç saate gidilecek …”Gibi şu anda bizim elimizdeki imkanları anlatsaydı.Acaba insanların tepkileri nasıl olurdu…Bu demektir ki bundan yıllar sonra da birileri yeni bulduğu ve şuanda bizim tasavvur dahi edemediğimiz bir yenilik için :”acaba geçmişte insanlar bunu düşünemiyorlar mıydı?”diyecektir.
Aslında kainatta olan ve keşfedilmeyi bekleyen nice sırlar bazen insanlara kendini gösterir.Ama insanoğlu bunu her zaman anlayamaz.Bizim buluş,yenilik icat dediklerimiz; yani “bilinmeyen”ler hemen yanımızda olup da bir türlü bakamadığımız,göremediğimiz,dikkat etmediğimiz için fark edemediğimiz,yada fark edipte önemsemediğimiz şeylerdir.
Şu bir gerçek ki teknolojinin gelişmesi,akla,hayale gelmeyen şeylerin bulunması insanların daha rahat ve huzur içinde yaşamalarına olumlu katkıda bulunmuştur.Fakat insanlardan acaba neler götürmüştür…İnsanların teknolojiyi kullanması gerekirken maalesef teknoloji insanları kullanmaktadır.İnsanların teknolojiyi esir alması gerekirken teknoloji insanları esir almıştır,almaktadır.
OSMAN ÜSTÜN