KÖYÜMÜZÜN BİR YILLK YAŞAM ÖYKÜSÜ

Köy halkımızın yaşantısı çalışmak, çalışmak ve de yine çalışmaktır. Halkımız tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığı için bedenen çok yorulmakta ve yıpranmaktadır. Yöremiz dağlık olduğundan dolayı ekim alanları kısıtlıdır. Köyümüz bir doğa harikasıdır. . İlkbaharın gelmesiyle yaprakların çıktığı çiçeklerin açtığı köyümüzde haraketlilik başlar.

Kadınlar sonbaharda dökülen gazel ve karların sebep olduğu taşları bahçe, çayır ve tarlalardan temizlerken , erkeklerse yine karların sebep olduğu bozulan çeper ve yüksek yerlerdeki yerleşim yerleri olan mezralarda çatıların onarımı ve tamirati ile işe koyulurlar.

Arazinin dik olması tarlaların kara sapanla sürülmesine neden olmaktadır. Tiraktörle sürülen tarlalara çok az rastlanır. Köylerde ekinler ekilirken bir yandanda mezraya hazırlık başlar. Mezralarda arazileri olanlar hayvanlarınıda alarak mezraya çıkarlar. Kış boyunca ahırlarda beslene hayvanlar ise meralarda yılın yeşil alanlarıyla buluşup otlarlar. Mezraya çıkış aynı zamandada yaylaya çıkmanın bir nevi ön hazırlığıdır. Mezradaki ekinleri ektikten sonar bir ve ya iki ay içinde yaylaya çıkılır.

Yaylaya çıkış bir karnavaldır. İnsanlar arı gibi aşağı yukarı gidip yaylada iki ay kalacağı zaman zarfında kulanacağı araç ve gereçlerini getirmektedir. Önceleyin yaylaya yol olmadığından dolayı tüm eşyaları sırtıyla taşırlardı. Yolların yaylaya çıkmasından sonar halkımız bu konuda rahata kavuşmuştur. Yayladaki ilk iş bozulan ağıl ve bacaların tamiratı yapmak, yakmak için odun ve otlamaya gitmeyen danalara doyurmak için yaprak getirmektir.

Akşam olunca köy ahalisi toplanıp hayvanlarını otlatacak nahir çobanını tutarlar. Artık yayla şaşortların himayesindedir. Yaylada kalınacak İki ay boyunca şaşortlarımız süt ürünlerini, hem satıp ihtiyaçlarını karşlamak, hemde kışın yemek için stok yapmakla geçirmektedir . Yaylaya çıkışın ilk birinci ayında kaynaşmak ve de eğlenmek maksadıyla bizim köy tabiriyle kullandığımız YARİDAĞ şenliği yapılmaktadır.

YARİDAĞ EĞLENCESİNDEN GÖRÜNÜM
Çoğu yerlerde bu tür organizeye festival denir bizde bu farklı isimle adlandırılır. Yari dağ aynı zamanda gürbetten bir sürü insanımızın köye gelmesini sağlar. Yaylada kalan şaşortlar aynı zamandana mezralardaki işlerini yapmak için, nerdeyse haftanın her günü mezraya gidip bağ bahçe işlerinide yaparak akşama tekrar Yaylaya geri dönerler. Bu durum insanımızı çok yıpratmakta ve yormaktadır. Bu arada köylerdede ekilen ekinlerin meyvesini almak maksadıyla yaz boyunca çalışır dururlar. Yaylalar yaşlı Nineler ve Dedeler köylerse Geçlere emanettir. İki aya çabuk bitip yayladan göç başlar. Ürünleri değerlendirme zamanıdır artık. Yayladan tekrar Mezraya ordanda köye inilir. Mezradada hummalı bi çalışma vardır kışın burda kalınmadığından dolayı tüm ürünler köye indirilir. Ekinler bitip anbarlara kaldırıldıktan sonar kışın gelmesi beklenir artık. Ayrıca Hayvanların beslenmesi içinde yaz boyunca ekip biçmiş oldukları Ot, Heç, Çala, Neker ve hayvan yemleri mereklere doldurulur.

Bu çark böylece yıllarca dönüp durur.
BİR BAŞKADIR BERTADA CUMALAR

Bayramlarımızın biz Müslümanlar için önemini bilmeyen yoktur. Bayram geldimi adeta huzur doluyor bir başka oluyor insanlar. Berta'da Cumalar Bayram havasında geçer herzaman. Berta arazisi öyle dağınık ki köy halkını bir birinden ayırmakta. Arazi dağınık olduğundan gidemezler fazla göremezler bir birilerin.

Cumalar bu açıdan adeta bayram havası verir insanımıza bir vesile olur görüşmelerine. Her Cuma toplanırlar nahiye meydanında hasret giderirler. Bir hafta boyunca bir birini göremeyen köy halkımız Cumalar sayesinde kaynaşmakta ve dertlerini eşine dostuna açmakta ticaretini yapmaktadır.

Nasıl ki bayramlarda sabah kalkılır bir heyecan yaşanır. Cumalarda öyle Bertada sabah kalkılır ve bayram heyecanı gibi heyecan yaşar halkımız. Çünkü özlediği dostunu arkadaşını görecektir o gün. Bir hafta boyunca çalışıp yorulan Bertalı dinlenmek huzur bulmak eşi dostu görmek için iple çeker Cuma gününü. Cuma kılınır çıkar köy muhtarı seslenir halkına vardır birçok talimatı.

Nerde bulacak bu kadar karabalığı bir arada fırsat bu der verir talimatlarını emirlerini. Çıkar bekçi Cemal amcamız alır eline düdüğü çalar, herkes asker gibi döner düdüğün sesine doğru. Başlar Cemal amcamız gür sesle konuşmasına, komşilar bahun bu hafta Ecvataynan, Zakerolun harği çikicah soğra duymadum eşitmadum demavun komşilar. Gelmiyana ceza var ona gora. Ha bida elektirik paralarinan telefon borci olanlarda yatursun ceza yemasun. Bitirir oda konuşmasını dağılır insanlarımız kimisi fırında sıcak ekmek arası tere yağ veya helva yiyerek doyurur karnını. Parası çok olansa gider lokantaya oda orda doyurur karnını.

Yaşlı amcalarımız toplanmış bir araya sohbet ederler gençler kahvede oyun oynarlar erzakı bitenler alış verişini yaparlar. Çocuklar okulun bahçesinde top oynarlar. Esnaflarında yüzü güler o günü. Gün nasıl geçti bilinmez akşam olur gelir köy minibüsleri toplanırlar minibüslerin başına.

Artvinden sipariş verenler alır siparişlerini. Her mahalleye vardır araba herkes biner arabalara tutar evinin yolunu. Bir cumada bu şekilde neşeli hoş bir şekilde biter. Haftaya başka Cumada buluşmak dileğiyle.

BERTALI NASIL VE NE ŞARTLARDA YAŞIYOR
İnsanoğlu dünyaya gelir gelmez hayat mücadelesine başlar. Önce doğar ve nefes almaya başlar sonra yürümeye derken zaman akıp gider. Büyürsün, büyüdükçe de sorunlarda diz boyu çıkar senin karşına. Zordur yaşamak ve bu hayata tutunmak. Her şeyin ve yaşamın bedeli olduğu kadarda Bertada yaşamanın bedeli de ağırdır bizim insanımız için. Bertada yaşamak için bedenen çalışmak ve yorulmak zorundasın.

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış her mevsimin başka bir eziyeti ve zorluğu var. İlkbahar olur ekinler ekilecek onun için bir sürü hazırlıklar başlar. Karlar eriyince önce bağ, bahçe, çevre düzeni ve temizliğini yaparsın. Sonra tarlalara gübre çekilecek yeni ağaçlar aşılanacak ve budanacak. Tarla ve bahçeler sürülecek, bunu yapmaksa ayrı bir dert. Arazının düz olmayışı traktörle tarlayı sürme şansını oldukça azaltıyor, öküzlerle kara sabanla sürmelisin tarlanı, ya da elle kazıyarak, oda günlerce uğraşmanı gerektiriyor.

Tarlayı sürerken ve ya evlek çekerken patates yeme molası yapmak olmaz o da ayrı bir haz veriyor insana. İş tarlayı sürmekle bitse iyi tarlanın kesekleri kırılacak evleği çekilecek ve her evlek tek tek ekilecek, mısırı ayrı, fasulyesi ayrı, patatesi gibi v.s birçok sebze türleri. Sonra biten sebzeler çapalanacak Berta tabiriyle (kahan) edilecek her sebzenin dibindeki otlar temizlenecek, tarlalar sulanacak. Tarlaları sulamak için kışın dolan su arklarını çıkarmak ayrı bir zorluk ve sıkıntı veriyor insana. Ark çıkarırken yoruluyor insan haliyle, dinlenip yemek yemeye ne dersiniz.

Bir iş biter derken bir başka iş başlar bu sefer, her şey yeniden yapılıyormuşsun gibi mezralara çıkılınca da köyde yaptığının aynisini yaparsın bıkmadan üşenmeden. Ekinlerini ekip beklersin ürün almak için, bu arada başka işler yelken açarsı, boş durmasın hiç bir zaman.. Ekinleri ekmek ve onlardan elde ettiğin ürünleri almak ayrı bir haz verir sana zorda olsa uğraşması. Yazın kendi bağ bahçe işlerinde çalışmanın dışında kışında yiyecek malzeme almak için para lazımdır insanımıza. O yüzden çok sayıda insanımız ormanlarda odun işlerinde çalışıp para kazanmakta.

Sonra ver elini yaylalara orda ki hayatta bir başka güzel ve zor Berta insanı için. Hayvanlara çoban tutulacak, yakmak için odun bulunacak, otlamaya gidemeyen danalara yaprak getirilecek, bunlar yetmiyormuş gibi de, nerdeyse haftanın her günü mezralara inilip oranın işleri yapılacak. Çobanların dertleri ayrı hele de yağışlı ve ya dumanlı havalar oldu mu işleri daha da zor. Şaşortlar harıl harıl çalışıp üretmekte kışlık yiyeceği ürünlerini elde etmekte. Derken bakarsın ki yayla sezonu da bitivermiş birden. Hayda dön bakalım tekrar yayladan mezraya. Artık Sonbahar gelmiş demek, mezralara inildiği zaman.
 Of Of işlerin biteceği yok şimdi de hasat zamanı. Tarlalardaki mısırlar toplanıp ayıklanacak, patatesler çıkarılıp kuyulara gömülecek, mısır çalaları (heç) bir araya getirilip açala yapılacak, otlar biçilip samanlıklara kaldırılacak. İş mi dersen istediğin kadar var. Hasatlar yapılıp yaz boyunca çalışmanın emeği ambarlara ve mereklere dolduktan sonrada kış gelir ve yine çile bitmez.

Bu seferde kış şartlarıyla boğuşmak zorundasınız. Kış ağır geçse de köyümüzde yazın olduğu kadar yorucu değildir hayat. Kışın dinlenmek için bolca vaktin vardır. Kışın insanlarımız vaktinin çoğu nu kahvelerde geçirir. Dinlenmek için bol vaktin var dedikse de kışın getirdiği zorluklarını yok sayamayız. Yollar kapandı mı birde hastan varsa o zaman işin zor dur.

Arabalar yollarda kalır, şehirle irtibatın kesilir, doğayla baş başa kalırsın. Birde bizim neker dediğimiz hayvanlara verilen yazın hazırladığımız, hayvan yiyeceği var. Genellikle Mereklerde yer olmadığı için Neker ve çala(heç) arazide bırakılıp, kışın ihtiyaç oldukça sırtımızla getiririz buda kışın en zor yanıdır insanımız için.
 Kısacası Bertalı karınca gibi yaz demeden Kış demeden çalışıp geçimini sağlamakta ve hayatla mücadele etmekte. Hayat şartları çok zor ve yorucu hele hele Berta halkı için bu zorluk daha da fazla. Biz gurbetteyiz özlem duyuyoruz her sene seve seve gidiyoruz Berta’ya, fakat Berta’da yaşayanın çekmiş olduğu eziyeti de biz yaşamadığımız için hazırına gitmek kolay oluyor sanırsam. Ne olursa olsun zorda olsa köy bir başkadır insanın hayatında. Köy olmadan hayat olmaz. Boşuna dememişler Köylü milletin efendisidir diye
BERTADA ÇOCUK OLMAK VE ŞEHİR HAYATI
Bertada çocuk olmak ve çocukluğunu yaşamak hayat ve yaşam koşulları zorda olsa çok güzel bir duygu. Güzel giysiler ve ayakkabılar giymesen de oynamak için çeşit çeşit oyuncakların olmasa da çok güzel Bertada çocuk olmak. İnsanların doğduğu değil doyduğu yer önemlidir derler hep nedense. Bence doyduğu yer kadarda doğduğu yerin önemi de çok büyüktür insan hayatında.

Düşünsenize Dünyaya gözünüzü açtığınız o güzel topraklarda çok güzel günlerinizin geçtiğini. Çocukluk anıları canlanır hep insanın gözünde. Sabah kalkıyorsunuz temiz hava güzelim doğa adeta seni mest eder. Çıkarsınız evin kapısına çocuksunuz hemen oynamak için mahalleden arkadaş ararsın kendine. Öyle oynamak dedikte elinde babanın aldığı güzelim arabalar, spaydırmenler, örümcek adamlar, oyuncak askerler değil ki senin oynayacağın oyuncaklar.

Ya eskimiş kara lastiğin arkasını kesmiş araba yapmışsın ya tahdadan kendi imkanlarınla araba yapmaya çalışmıssın, ya taş çeşitlerinden arabaya benzeyen taşları bulup oynamışsındır. Toprak senin oyun oynaman için en güzel yerlerden biridir. Üstünün pislenmesine aldırmasın çünkü sana kızmaz annen. Şehir değil ki burası köy yeri aman şura pislendi vay aman şuraya dikkat et demezler sana çünkü annenin işi zaten başından aşmış yorgun argın birde senle mi uğraşacak. Sen özgürsün tüm doğa sana ait şehirdeki gibi küçücük bir eve mah küm edilmemişsindir. Kışın kar yağdımı kızağını alıp kayarsın o tarla senin bu tarla benim demeden sovuğa aldırmadan serbestçe.

Karnın acıktı mı ambara girer eline ne geçerse alır ve yersin. Aramasın çikolata bisküvi dondurma falan ya bir ekmek parçası ya da bulduğun herhangi bir meyve karnını doyurmaya yeterde artar bile. Ama yinede mutlusun çünkü her şey doğal yapmacık değil. Saklambaç, esir, tilli, donbolo oynarsın arkadaşlarınla hiç tasa sıkıntı dert çekmeden. Başka oyunlar oynamak, eğlenmek için yok ki lunaparklar eğlence merkezleri. Ama olsun sen böylede mutlusun, önemli olanda mutlu olmak değilmi senin için. Zaman hızla akıp gider okul hayatı başlar.
Yok ki güzel giysiler ve ayakkabı giyesin, eldeki imkanlar ne ise ona mecbursun. Okulda sıkıntı bir başka dert, senin için. Her sabah onca yolu kat edersin yürüyerek zor hava koşullarında gidersin okula. Okul dönüşü çok yol yürüsen bile dert değil oynayarak, eğlenerek, gülerek gelirsin arkadaşlarınla birlikte evine. İkbaharı Yazı, Sonbaharı, Kış bir başka güzel olur çocuklar için köyde. Her mevsimini doya doya yaşarsın zorda olsa hayat şartları.

Yazın akan şarıl şarıl tertemiz derelerde yüzer eğlenir doyumsuz güzellikler yaşarsın. Okullar biter çıkarsın mezralara ve yaylalara. Bir başka doyumsuz güzellikler vardır yükseklerde zirvelerde. Otlatırsın hayvanlarını, keçini, koyununu, kuzunu, dananı tertemiz yayla havasında. Her şey çok güzel ve doyumsuzdur zamanın nasıl geçtiğini anlamasın bile. Yaylalarda yapılır yayla şenlikleri. Gurbette olanlar bu günü bekler iple çekerler yayla şenliğini. Şenliğe gelmek için senelik izinlerin bu güne denk getirmek için uğraşır dururlar iş yerindeki patronlarıyla.Yayladaki şaşortlar harıl harıl çalışır senelik kışlık yiyeceklerini karşılamak için. Mecburdur bunu yapmaya parası yok ki alsın yağını peynirini. Çocukların en önemli görevlerinden biridir yaylada ninelerine yardım etmek onların ufak tefek ihtiyaçlarını görmek.

Sen çocuksun her şey seni mutlu etmekte yaylaya çıkışın da yayladan inişin de. Yıllar geçiyor seni büyüdükçe hayat şartları zorlar seni karamsarlığa düşersin. Artık çocuk değilsin çoğu şeyi düşünmek geleceğine şekil vermek zorundasın. Gücün çalışmaya yeterse köyde toprağında kalır çalışırsın ya da geleceğine yön vermek için seçersin gurbeti. Zordur gurbette yaşamak, gurbette her şey yapmacık çıkarların bol olduğu kurtlar sofrasıdır. Köyündeki samimiyeti doğallığı bulamasın. Eğerde gurbette kirada isen asıl zorluk o zaman başlar. Köyde aç kalma riskin yoktur. Şehir öylemi bir ay paranı alamadın mı işin bitiktir senin. Of of yine özledim köyümü neden bilmem ama şehir hayatını sevemedim bir türlü. Sevilecek ne yönü var ki sevesin. Trafik dersen bol anlayışsız maganda insanlar almış başını gidiyor. Köyde öylemi ne trafik ne korku ne endişe ama nedense hayat bir kere itmiş seni başka yerlere.
Büyük şehirlerde çocuk yetiştirmek ayrı bir dert, çocuk olmakta bir dert. Hep gözün kulağın kapıda acaba ne oldu ne olacak hep endişe içindesin. Neden endişelenmeyesin ki her taraf bela şiddet ve korku dolu büyük şehirlerin. Dedim ya ben memleketimi, köyümü özledim havasını, suyunu özledim, saf menfaat beklemeyen yeri geldi mi yardımına koşan insanımı özledim. Ben çocukluğumu özledim saf ve tertemiz çocukluğumu.
BERTADA SONBAHAR NASIL YAŞANIR
Yıllardır bayramları gurbette kutlamak zorunda kaldığım içim, her bayramda içim hep buruk olurdu. Dokuz (9) günlük tatili fırsat bilerek bu seneki Ramazan Bayramını Berta’da Ailemle ve Berta halkıyla kutlama fırsatı buldum. Bu 9 günlük zaman dilimi benim için çok güzel geçti. Mevsimin sonbahar olması ayrı bir şanstı benim için. Nedeni ise her zaman yıllık iznimi yaz mevsiminde kullandığımdan dolayı sonbahar aylarında köyde olma fırsatım olmazdı. Sonbahar ayı demek İlkbaharda ekilen ürünlerin elde edilip ambarlara konması demekti.

Yaz boyunca ektiğimiz ürünlerin meyvesini alma ayı aynı zamanda sonbahar. Kısa zaman zarfına birçok şeyi sığdırmaya çalıştım. Sonbahar ayı yağışlı olur bilindiği gibi benim şansıma sanki ayarlanmış gibi yarı güneşli yarıda yağışlı geçti bu dokuz gün zarfında.

Yağış yağdığı zaman Berta’ya yılın ilk karının düşmesine tanıklık etmek beni sevindirdi. Şimdi sizler Bertadaki Sonbahar yaşantısını Duganala mezrasından güzel izlenimler ve Duganalıların karınca gibi çalışmalarını, İlkbaharda tarlalara ekilen ürünlerin ne zor şartlarda elde edilip, kış mevsimine hazırlandıklarını aktaracağım.

Yıllarca Almanya’da kalan Muhsin’e Turan teyzemiz bu sene Berta’da kalıp hem yaylada şaşortluk yapmış hem de Duganala mezrasında bağ bahçe işlerinde çalışma zevkini tatmış. Almanya’nın sıkıcı havasında kurtulup doğa güzeli bir yerde çalışmanın kendisini çok mutlu ettiğini, adeta yeniden doğduğunu yaptığı işlerdense hiç sıkılmadığını söyledi bizlere.

Yaşın hiç önemi yokmuş gibi adeta gençlere taş çıkarırcasına çalışıyor ihtiyar delikanlılar. Yaş 70 iş bitmiş derler siz inanmayın onlara. Kimi sırtına sepet dolusu yük almış, kimi deste deste yaprak düzmüş sırtına, Kimi almış eline orağı keser fasulyenin otlarını tarlada, kimi ise katmış önüne hayvanlarını otlatmaya gider meralara. Gençler çalışmayınca bağ bahçede işler kalmış tabii ki yaşlı amcalara.

Tarlalardan toplanan kabakları taşınacak şimdi evlere Ali Turan, Muammer Öztürk, Ali Genç atmışlar sepetleri sırtına kabak taşırlar ambara. E ne yapsınlar yaz boyunca çalışmışlar mahsul tarlada’mı kalsın

Kesilen mısır çalaları kalkacak bir taraftan, lahanalar kesilecek, otlar biçilecek, tarladaki çalılar eve gelecek, kısaca işler diz boyu her tarafta harıl harıl çalışma var.

En zor işse patates çıkarmaktır bana göre. Zahmeti çok zor olsa da hasat zamanı ürün çok çıktımı mutlu ediyor insanı. Nere bakarsan patates çıkarmaya çalışanları görürsün. Yaşlısından gencine eline kazma alan koşmuş tarlaya patates çıkarmaya çalışıyor. Berta patatesi meşhurdur Artvin’de hele de Duganala patatesi oldu mu başka oluyor lezzeti.

Çocuklarsa çayırların biçilmesini fırsat bilerek almışlar ellerine topu salmışlar kırlara kendilerini gönüllerince top oynayıp eğleniyorlar. Ne güzel değimli çocuk olmak dert yok, tasa yok, gam yok, keder yok. 
Hasan Peker abimizde eşiyle birlikte vermiş kendini işin akışına tatilden yararlanarak biran önce işlerini bitirmeye çalışıyor. Nede olsa memur yetmiyor aldığı ücret tarladan gelen mahsul bir nebze kesesine katkı sağlıyor.

Tırpanını eline almış İsmail Keskin biçmeye gidiyor çayırını. E tırpan kör önce bir masatlamak ve tırpanı dövmek lazım. Usta sı da şansa var hemen yanı başında her iş elinden gelir Yavuz hocanın tırpanı dövmekte ne onun için çocuk oyuncağı. Omzuna Odununu atmış eve giden mi dersin, çeperini yapmak için demir teli sırtına atmış çeper yapmaya giden ne ararsan bulmak mümkün.

Köye geldik diye bizde yatmadık vallahi. Bol bol çalıştırdılar benide. Annem sen çok yattın unutmuşsundur çalışmayı dedi saldı benide tarlaya. Verdi elime kazmayı başladık patates çıkarmaya, yetmedi tarlanın otunu temizlemeyi, ağaçların dallarını kesmeyi. Kısaca bizde boş durmadık çalıştık bu kısa sürede.

Yaylara ıssız kalmış, yağan karlar arkadaşı olmuş yaylalara. Bizde yağan karı yakından görmek için çıktık Dugana’la yaylasına bu mevsim yağan karı yakından görüp sizlere bu güzel manzarayı gösterelim istedik.

Yavuz hoca Dugana’la mezrasına yapmış güzelim ev. Herkes bilir bu durumlarda kurban kesilip halka yedirirler. Yavuz hocada bunu yapmış Bayramı fırsat bilerek ev için kurban kesip mevlit okutmuş. Dugana’la halkıda iştirak etmiş bu güzel olaya. Bizde Allah kabul etsin der evinde huzurlu bir şekilde oturmasını dileriz.

Yağmur ve karın yağması coşturmuş Berta deresini. Her tarafta şarıl şarıl akan sular bir yerde toplanarak coşturmuş dere yataklarını.

İşlerini erken bitirenler yüklemiş arabalara mahsullerini köy yolunu tutmuşlar bile. Resimde görüldüğü gibi tehlikeli bir oyun bu Allah korusun, tıka basa dolmuş araba ve üstünde insanlar var. Ne yapacaksın mecburen binmek zorundalar başkada şansları da yok sanırsam.

Baba ve oğulları almışlar tırpanı eline dört koldan saldırmışlar çayıra, dur durak yok biçiyorlar çayırı, Hasan Kuru kardeşimizde eşine yardım etmek için tarlada topluyor fasulyesini. Tarlaya gübre taşıyan gençler usta bir şoför gibi kullanıyor el arabasını.
 Omzuna kütük almış zorlanmadan dim dik yürüyen abimiz, çuvalı omuzlamış giden İbrahim kardeşimiz, ahırdaki Danaya yaprak kesip getiren gençler, eline elmayı almış küçük bir çocuk, bizim iştahımızı kabartırcasına nede güzel yiyor gözünü kırpmadan.

Duvarı bozulmuş duvar ören, evinin kapısına merdiven yapmak için beton döken, lahanalığının çeperi bozulmuş onu tamir eden, mısırını eve getirmiş çardağına asıp bize poz veren amcamız, kısaca birçok güzellikler vardı Duganala’da.

Kısaca bu Sonbahar mevsimi Berta halkı için hasat ve ürün alma mevsimi olduğundan çalışmak hat safhada. Gönül isterdi ki Berta’nın her tarafından manzaralar ve çalışmalar aktaralım, yalnız zaman ve imkan olmadığı için, bende bu zaman zarfında Duganala’da ikamet ettiğim için ancak elimizden bu geliyor. Umarım Berta’da yaşayanlar bizlere destek olurlarda her mahalle ve Berta’ya bağlı köylerden sizlere bir şeyler aktarırız. Hatamız olduysa affola.
NOT: Resimler Tıklandığında Resimle Büyümektedir
Hazırlayan : İsmail DALKILIÇ
Arkadaşına Gönder [1]
|