Türkçe 'Akisha', 'Ahiska' veya 'Ahisha'; Rusça 'Ahaltsib'; Gürcüce 'Ahaltske' (Yeni Kale) olarak bilinir.

Ahiska neresidir?
Ahiska, 300 yil beylik merkezi ve 250 yil da Osmanli Devleti’nin Çildir Eyaleti’ne baskentlik yapmis tarihî bir sehirdir. Ahiska sehri, Türkiye’nin kuzeydogusunda, Ardahan ilimizle sinir teskil eden, Gürcistan sinirlari içinde yer alan, çok eski bir Türklük yurdunun merkezidir. Abastuban, Adigön, Aspinza, Ahilkelek, Azgur ve Hirtiz gibi kasabalari ve bu kasabalara bagli 200 kadar köyü vardir.
Gürcistan Cumhuriyeti içinde, baskent Tiflis'in 159 km. batisinda, Posof Nehri kiyisinda ve Tiflis-Batum yolu üzerinde kurulu bir sehir olan Ahiska'nin, deniz seviyesinden yüksekligi bin 100 metredir.
Kars'tan 115, Ardahan'dan 60 km. kuzeydoguda ve Türkiye sinirina 12 km. uzaklikta bulunan Ahiska'nin çevresindeki topraklarda çogunlukla arpa, bugday ve misir tarimi yapilir. Çevresi orman isletmeciligine elverisli olan sehirde dericilik, gümüs islemeciligi ve ahsap oymacilik sanati gelismistir. Sehir, demiryolu istasyonu olan Borjomi'ye karayolu ve demiryoluyla baglidir. Kurulusunda bir Gürcü kalesi olan Ahiska, Arap fetihleri sirasinda, Hazreti Osman'in hilafeti döneminde, Sam Valisi Muaviye'nin komutanlarindan Habib bin Mesleme tarafindan 624'te fethedilmistir.
Sultan Alparslan tarafindan 1068'de ele geçirilen Ahiska, 1267-1268 yillarinda Mogol hakimiyeti altinda kaldi. Daha sonra bölgedeki yerel valiler, yari bagimsiz olarak 'Atabek' unvaniyla hüküm sürdüler. Ahiska, Ardahan ve Artvin kesimlerinin idarecisi olan atabekler, 1268-1578 tarihleri arasinda bölgenin yönetimini ellerinde tuttular ve bu dönemde Ilhanli, Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletlerine bagli kaldilar. Yavuz Sultan Selim'in Çaldiran Seferi sirasinda, dolayli olarak yardimlari görülen Ahiska Atabekleri, Lala Mustafa Pasa'nin, 1577'deki Çildir Savasi sonunda Osmanli idaresine girdiler.
Bir ara Safeviler'in eline geçen sehir, 23 günlük kusatma sonunda, 1635'te yeniden Osmanlilarin eline geçti. 1828-1829 Osmanli-Rus Savasi sonunda imzalanan Edirne Anlasmasi ile Ahiska'nin Rusya'ya terk edilmesi üzerine, halk arasinda pek çok agit yakildi. 1853-1856 Osmanli Rus savaslarinda Osmanli Ordusu'na yardim eden Ahiskalilar, savas sonunda Rusya'nin baskisindan kaçarak Erzurum'a sigindilar.
1918 Mondros Mütarekesi'ne göre Ahiska ve Ahilkelek sancaklari, merkezi Kars olan yerli geçici hükümete (Milli Sura Teskilati) katildilar. Milli Gürcistan Hükümeti, Haziran 1918'deki Trabzon Anlasmasi'yla, bu iki sancagi resmen Türkiye'ye birakti. Fakat 13 Nisan 1919'da Ingilizler’in Kars'i isgali ve Milli Sura Teskilati'nin dagitilmasi üzerine Ahiska, Gürcistan tarafindan isgal edildi ve 16 Mart 1921 Moskova Anlasmasi'yla, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Tiflis vilayetine baglandi. Bugün ayni adi tasiyan bölgenin idari merkezi olan Ahiska, Batum, Ahilkelek ve Borjomi'ye kara ve demiryoluyla baglidir. 1940 yilinda bulunan linyit madenleri, Ahiska'nin önemini giderek artirdi ve burada enerjiye dayali endüstri tesisleri kuruldu.
Önemli bir stratejik konumda bulunan Ahiska'da, Evliya Çelebi'ye göre, 17'inci yüzyilda tas bir kale, kale içinde binyüz kadar toprak ev, pek çok cami, hamam, medrese ve han bulunmaktaydi. Bunlardan Ahmediye Camii, Medrese ve çesmesi, bir külliye olusturmaktaydi. 1828'de kale Ruslarin eline geçti. Sehrin 19'uncu yüzyil sonunda 30 bin olan nüfusu, 1968'de 18 bindi.
Ahiska Türkleri, Ikinci Dünya Savasi'nda Almanlara yardim ettikleri gerekçesiyle, Stalin'in emriyle sürgün edildi. Diger sürgünlerin aksine, Ahiska Türkleri, SSCB'nin en ücra köselerine dagitildi. 1950'li yillardan itibaren, diger sürgün halklarin yurduna dönmesine izin verilirken, Kirim ve Ahiska Türkleri bu haktan mahrum edildi.
Ahiska’nin kisa tarihi
Gürcistan Tarihi, Büyük Iskender’in Kafkasya’ya geldiginde, buralarda Bun-Türk ve Kipçaklarin yasadigini haber vermektedir. Ahiska Türklerinin atalari, önceleri buralarda yasayan Türk unsurlariyla, XII. yüzyilin baslarinda, Kafkas daglarinin kuzeyinden gelerek, Kür ve Çoruh irmaklari boylarina yerlesen Kipçak Türkleridir. Alp Arslan ve Meliksah’in Kafkasya seferleri sirasinda buralara Oguz oymaklari da yerlesmistir. Gürcülerle din birligi bulunan Kipçak Türkleri, zamanla güçlenmis ve Ilhanlilar çaginda (1267) Tiflis’e karsi çikarak beyliklerini ilân etmislerdir. XVI. yüzyilin baslarinda Ahiska Atabekleri Hükûmeti’nin sinirlari, Azgur’dan Kars, Artvin, Acara, Tortum, Ispir ve Erzurum’a kadar uzaniyordu. Bugünkü halk kültüründen de anlasiliyor ki, Ahiska Türkleriyle Posof, Ardahan, Artvin, Ardanuç, Savsat, Yusufeli, Tortum, Narman ve Oltu halki ayni köktendir. Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safevî nüfuzu altinda kalan Ahiska Atabeklerinin topraklari, Lala Mustafa Pasa ve Özdemiroglu Osman Pasanin Kafkasya Seferi sirasinda Osmanli ülkesine katildi (1578). Bu fetihten sonra, Ahiska sehri, yeni kurulan Çildir Eyaleti’nin baskenti oldu. 250 yil boyunca Osmanli eyalet merkezi olan Ahiska sehri, ne yazik ki 1828 yili agustosunda cereyan eden Osmanli-Rus Savasi sirasinda Ruslarin eline düstü. Muharebeyle alamayan Ruslar, bir gece vakti sehri atese vererek, küller içinde ele geçirdiler. Bu muharebede, Ahiska halkinin sanli mücadelesi, tarihe geçmistir: “Ahiska halki, Türk celâdet ve kahramanligini Ruslara göstermislerdir. Dünya savas tarihinde Türklere en büyük bir celâdet sahifesi açan Ahiska Kalesi savunmasinda, Rus askerî yazarlarinin dedikleri gibi, kadinlari dahi, azap melekleri gibi, yalin kilinç ellerinde Rus askerlerinin üzerine Jan-Dark gibi ilahî bir yigitlikle atiliyorlar, kanlara bulanarak atesler içinde yanarak, vatanlari ugrunda tatli canlarini Cenabi Erhamerrahimîne teslim ediyorlardi.” Ahiska, stratejik bakimdan çok önemli bir konumdaydi. Posoflu Üzeyir Usta/Fakirî, bu durumu söyle dile getirmisti:
Rus, Gürcü ve Ermeni ittifakli Hristiyan zulmü sebebiyle, Anadolu’ya dogru baslayan göçler yüzünden nüfusunun bir kismini kaybeden Ahiska, 1944 sürgününe kadar Türk kimligini muhafaza etti. 1749 yilinda, Ahiska Kipçak Atabeklerinden Haci Ahmed Pasa tarafindan yapilan Ahmediye Camii, Ahiska’nin sembolü hâline gelmistir. Çarlik zamaninda minaresi sökülen ve yerine çan kulesi yapilan cami, günümüzde medreseleriyle birlikte sahipsiz, bakimsiz bir hâlde, zamana karsi dimdik ayakta durmaktadir. Dogubayazit’taki Ishak Pasa Sarayi Külliyesi de Atabeklerin hatirasidir.
1917’de Çarlik yikildi. Sovyet yönetiminin ilân ettigi “oto determinasyon” hakkindan yararlanan Ahiska Türkleri, 1918 nisaninda Türkiye’ye katilma karari aldilar ve bu karari resmî müracaatla Osmanli Devleti’ne ilettiler. Onlarin bu istegi, 4 Haziran 198’de yapilan Batum Antlasmasi’nda Gürcistan Cumhuriyeti tarafindan da kabul edildi. Böylece Türkiye’nin bu bölgedeki siniri, 1828 sinirina ulasti. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesiyle ordumuz Ahiska’yi terk etmek zorunda kalinca, bölge, Ermeni ve Gürcülerin isgaline ugradi. Ahiska ve çevresi, 1918 kasiminda Kars’ta kurulan Millî Sura Hükûmeti’ne katildi. Bölge halki, bir yandan da, mahallî önder -Kipçak Atabekleri neslinden- Osman Server Atabek’in komutasinda isgalcilerle mücadeleye basladi. 1921 Subatinda Halit Pasa komutasindaki Türk askeri Ahiska’ya girdi. Ne yazik ki Moskova Antlasmasi (16 Mart 1921), Batum’la birlikte Ahiska’yi da yeniden anayurttan ayirdi.
BUGÜNKÜ AHISKA
Ahiska adi, Ermeni, Gürcü, Rus ve Türk kaynaklarinda (Ak-Sika, Ak-Kale, Aksekga, Ahaltsihe, Akhalsikhe, Akal Kelek, Akal Kalak vb. sekillerde) görülmektedir. Tarih ve Cografi arastirmalarinda Çildir, Vilayet-i Gürcistan, Mesketi, Ahiska Pasaligi diye bilinen bu bölge Çildir yöresinden, Kür Nehri'nin yukari akari ve Çoruh Çayi havzasindan baslayarak, Meshet-Cavahet dag silsilesi boyunca Borçali'ya kadar uzanir.
Bu tarihi bölge, simdiki Gürcistan Cumhuriyeti'nin Türkiye sinirinda bulunan Ahiska, Adgün, Aspinza, Ahilkelek ve Bagdanovka ilçelerine ayrilmaktadir. Burasi kuzeyde Borjom'a güneyde Çildir düzlügüne, doguda Borçali'ya, batida Acar topraklarina dayanir. Bes ilçeye ayrilan bu bölgenin yüzölçümü 6160 km2-dir. Toplam 220 köye sahiptir.
-Iklim: Deniz iklimi karakterini gösterir. Yagmuru bol, kislari iliktir. Yesil Çam, Manulya, Okaliptos, Selvi, Tefne, Mersin... gibi çesitli agaçlarla süslenen daglarin görünümü insana kuzey rüzgarlarindan muhafazali bulunan, bütün tepelerin ve o tepelerdeki agaçlarin, denizin tatli bir serinlikle ilik-ilik esen rüzgarlarina asik oldugu hissini verir.
Yazin her taraf sicaktir. Yagmur miktari ise kisa nazaran oldukça azdir.
-Daglari: Bu tarihi bölge, küçük Kafkas'in iki dag silsilesine Meshet ve Cavehet sira daglarina siginir.
Meshet: Daglarinin uzunlugu 150 km.ye varan Kür, Posof Çoruh çaylari boylarini kapsar. Ortalama yüksekligi ise 2850 m.dir.
Cavahet: Daglarinin uzunlugu 50 km. yüksekligi 3300 metre kadar olup, batida Meshet'e, doguda Borçali çukuruna dayanir.
-Ovalari: Kura vadisinde Ahilkelek, Ahiska ovalari vardir. Ahilkelek ovasi Türkiye sinirina yakindir. Ahiska düzlügü ise Borjom bogazinin basinda ve ayni zamanda Acara suyu dogrultusuna giden Batum yolu ile Gümrü ve Ahilkelek'den gelen üç yolun kavsaginda bulundugundan önemlidir.
-Nehirleri: Yukari ve Orta Kura: Çildir daglarindan çikar. Derinligi az çakalli bir yataktan akar. Ardahan'dan Ahilkelek yaylasina kadar uzun bir geçitten geçer. Soldan Ahiska'dan gelen Posof suyunu aldiktan biraz sonra Borjom bogazindan geçerek Kura ve Riyon havzalarini birbirine baglayan simendiferin geçit yeri olan Suram'i soluna birakir. Curi kasabasindan geçerek kuzeyinde Kafkaslar'dan gelen Aragva çayini alarak Tiflis'e gelir. Buradan sonra Kura nehri bozkirlardan geçerek Azerbaycan'in Sirvan bölgesine girer.
Çoruh: Türkiye sinirlari içinde bulunan Dumlu dagindan çikan bu nehir Acar sinirina giedikten sonra sagdan Acaris kolunu alir, Batum'un güneyinde iki agizla Karadeniz'e dökülür.
-Kara Yollari: Acara Vadisi - Ahiska yolu ile Ardahan'a, Abastuman - Ahiska üzerinden Ardahan'a, Borjom - Ahilkelek üzerinden Kars'a baglidir. Bu yollarin hepsinden araba geçer.