|
|

 |
Doğa Harıkası Akpınar |
 |
|
DOĞA HARIKASI YER AKPINAR
Berta’lı olup Akpınar’a gitmemek. Bu haberi yaparken atacağım başlığı çok düşündüm ve bu haber için bu başlığı atmaya karar verdim nedenini ise haberi okuyunca anlayacağınızı umuyorum. Her yerin yörenin ve de bölgenin güzellikleri vardır. Bizim yöremizinse aslında her yeri güzel ve harika.

İnsanlar milyonlar harcayarak en güzel yerlere gidiyor, geziyor, yürüyüş yapıyor ve eğlenerek tekrar işinin başına dönüyor. Akpınar bizim köy diliyle Ahpunğar diye mükemmel bir yerimiz var ama bu güzelim doğa harikası yere Berta’lı olup ta gitmeyen çok insanımızda var.

Oysaki bu tür güzellikleri görmek için insanlar milyonlar harcarken, biz ise burnumuzun dibindeki bu doğa harikası yere ancak nahiye merkezinden bakmakla yetiniyor ve kendimizi avutuyoruz.
Geçen sene sizlere karçallardaki gezintimi aktarmıştım bu senede sizlere Akpınar gezimi aktarmak istiyorum. Daha önce Akpınar’a hiç gitmemiş olanlarla, birkaç kez gitmiş olanlarla bir ekip kurup bu sene Akpınar’a gezi düzenledik. Bu seneki kafile bayağı kalabalıktı çünkü ailece bu geziye gelenlerde vardı.

Akpınar’da bize lazım olacak kumanyalarımızı bir gün önceden hazırladıktan sonra sabahın ilk saatlerinde iki arabayla Duganala mezrasına çıktık. Duganala mezrasında Yavuz Hoca güzel bir kahvaltı hazırlamış bizi bekliyordu. Kahvaltımızı yaptıktan sonra arabanın gidebileceği yere kadar arabayla gittikten sonra yola yürüme devam etmeye başladık.
İlk kez Akpınar’a gideceklerin heyecandan dizleri titriyor, aynı zamanda o yüksek zirveyi görünce buraya çıkabilirmiyim diye de korkuyorlardı. Yolumuzun ilk 1,5 saatlik bölümü gerçektende çok dik ve yokuştu. Elimizdeki kumanyaları herkese paylaştırdıktan sonra çıktık yola otura otura, konuşa konuşa Karçal yaylasının önündeki düzlüğe çıkarak molamızı verdik.
Yolun yokuş kısmı bitmiş artık düzlüğe gelmiştik bundan sonrası kolaydı artık. Karçal yaylasında bizleri yayla sakinleri hoş bir şekilde karşılayarak bizlere çok sıcak davrandılar.
Yaylada geçen yıllara bakılınca karabalık kimse kalmamış, sadece 4 hane bu sene Karçal yaylasına çıkmıştı. Yaylanın müdavimlerinden Emin Alkan İsmail ve Mahmut Tavşanla yaylanın suyu başında oturarak hayat şartları ve yaylada yaşamanın zorluklarından konuştuk. Akpınar’a çıkılırda mangal olmazmı.
Bu geziyi tasarladığımız zaman etlerin nerden alınacağı konusunda sıkıntı çekmeyeceğimizi söyleyen İsmail Tavşan arkadaşımız akşamdan Karçal yaylasına çıkıp o sorunu’da çözerek mangal yapacağımız eti hazırlayıp bize verdi.

Yayladan sonra düz olan yolu yürüyerek Akpınar’a vardık. Akpınara yürürken güzelim su yatakları şelaleler adeta büyüleyici bir güzellik sunuyordu bizleri. Güzelim yer gördük mü o anı ölümsüzleştirmek için hemen resim çekiliyorduk.

Yaşının 45 olduğunu ve buraya ilk kez geldiğini söyleyen Yakup ve Beden terbiyesi şube müdürü Kadri Dalkılıç yanı sıra Uzman Doktor Orhan Dalkılıç Sağlık bakanlığı Müfettişlerinden Ali Keskinin Mimar eşi Gülten Keskin yine ana sınıf öğretmeni Elif Öztürk gördükleri bu güzel manzaradan çok etkilendiklerini bu zamana kadar neden gelmediklerini üzülerek söylediler.

Peyzaj Mimarı olan Gülten hanımsa işi gereği çok çeşit bitkilerle karşılaştığını faka burada gördüğü çiçek ve bitkileri ilk kez gördüğünü ve çok mutlu olduğunu belirtti. Kafilede Olan Okul Müdürümüz Mahmut Keskin, Süleyman Dalkılıç Ali Güneri, Sağlık bakanlığı müfettişi Ali Keskin Hocamız Yavuz Özdemir Ben İsmail Dalkılıç ve Eşim Meryem daha önce bu güzelim yere birkaç kez gelmiş ve görmüştük.
 Bu arada bizimle geziye katılan Süleyman, Oğuzhan, Alperen Dalkılıç ve Yavuz hocanın kızı Feyza bu geziye ilk kez gelen şanslı geçlerdi. Akpınar suyunun çıkış noktası o kadar güzel diki anlatmak mümkün değil yaşamak lazım. 3 gözesi olan Akpınar’ın ikisinden su akarken diğer gözesi ise kurumuştu.

Akpınar suyunun soğukluğunu ispat etmek için Süleyman Dalkılıç ve İsmail Tavşan suyun çıkış noktasına elini koyarak en uzun süre elini suda tutma yarışı yaptılar ve 1 dakika dahi suda ellerini tutamadılar.
Mangallarımızı yaktık, kazanda etimizi pişirdik, soğuk sularımızı içerek saatlerce Berta vadisini seyrederek bu güzelim yerde eğlenerek 5 saate yakın hoşça vakit geçirdik. Her şeyin sonu olduğu gibi bu güzel gezinin de bir sonu vardı oda geldi çattı. Geri dönüşte gelişimiz gibi güzel ve neşeli geçti.
Akpınar’a gelipte yağmura tutulmamak olmazdı ama biz biraz uyanık davranıp yağmurun yağmasına fırsat vermeden biraz erken ayrıldık Akpınar’dan. Geri dönerken Karçal yaylasına indiğimizde Emin Alkan kardeşimiz bize güzel bir çay demlemiş bizi bekliyordu.

Çaylarımızı içip Emin kardeşimiz ve yaylasına veda ettikten sonra bu güzelim gezi kazasız belasız bitmiş çıktığımız o dik yokuşlardan inmeye başlamıştık bile.
İniş çıkıştan daha zordu sanki. Görüldüğü gibi haberin başlığından da anlaşıldığı gibi Berta’lı olup ta Akpınar’a gelmemek bana göre çok acı verici bir durum. Her Bertalının bu güzel yeri hayatı boyunca bir kez olsun görmesi gerek. Ben inanıyorum ki bu yer başka bir bölgede olsa insanlar dolar taşar.
Biz bu güzel yerin ne kıymetini nede tanıtımını yapabiliyoruz. Bu haberi yapmakta amaç kendi gezmiş olduğumuz geziyi anlatmak değil Akpınar’ın güzelliklerini sizlere aktarmak ve tanıtmaktır. Seneye daha karabalık bir geziye ne dersiniz. Haydi, görelim sizi.
AKPINAR GEZİSİNDEN RESİMLER









Haber Ve Resim: İsmail Dalkılıç
Arkadaşına Gönder [1]
|
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
Yerel reklam |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|